Bir Kültür Nedir? Mahalle Sohbetinden Dünya Mirasına Uzanan Eğlenceli Bir Yolculuk
Sevgili okurlar, Supe ekibi olarak bugün “Bir kültür nedir” konusunu sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz.
Sabah İzmir’de vapura yetişmeye çalışırken önümde yürüyen amcanın poşetlerinden biri yırtıldı ve içinden domatesler kaldırıma doğru yuvarlandı. O an çevredeki herkes aynı anda harekete geçti. Biri domatesi tuttu, biri poşet buldu, biri de klasik cümleyi söyledi:
“Abi bu poşet zaten emanet duruyordu.”
İşte bazen bir kültürün ne olduğunu anlamak için kalın kitaplara değil, böyle küçük anlara bakmak gerekiyor. Çünkü kültür dediğimiz şey sadece müzelerde duran eski eşyalar, tarihi binalar veya büyük törenlerden ibaret değil. Kültür; insanların nasıl selam verdiği, nasıl yemek yediği, hangi kelimeleri kullandığı, neye güldüğü, neyi kutsal gördüğü ve hatta market kuyruğunda nasıl sabırsızlandığıyla bile ilgilidir.
Ben bu konuyu düşünürken kendi hayatımdan kaçamayacağımı fark ediyorum. Çünkü 25 yaşında İzmir’de yaşayan biri olarak her gün kültürün tam ortasında dolaşıyorum. Bazen arkadaşlarla bir kafede oturup üç saat boyunca “Nereye gidelim?” sorusuna cevap arıyoruz. Sonra yine her zamanki yere gidiyoruz. Dışarıdan bakan biri için bu anlamsız gelebilir ama aslında bunun içinde bile bir kültür var.
Çünkü insan alışkanlıklarıyla, anılarıyla ve ortak davranışlarıyla kendine ait küçük dünyalar kuruyor.
Bir Kültür Nedir? Sadece Geleneklerden mi İbarettir?
Bir kültür nedir sorusuna en basit cevapla; bir toplumun zaman içinde oluşturduğu yaşam biçimidir diyebiliriz. Ancak bu tanım biraz ciddi duruyor. Sanki üniversitede sınava hazırlanıyormuşuz gibi hissettiriyor.
“Bir kültür nedir?”
“Toplumun maddi ve manevi değerlerinin bütünüdür.”
“10 puan.”
Keşke hayat da böyle kolay olsa. Ama gerçek hayatta kültür, sadece ezberlenen bir tanım değildir.
Kültür, anneannenizin bayram sabahı yaptığı tatlının kokusudur. Mahallede herkesin birbirini tanımasıdır. Arkadaş grubunuzda yıllardır kullanılan ve dışarıdan kimsenin anlamadığı saçma bir kelimedir.
Mesela benim arkadaş grubumda birinin geç kalmasına artık “normal zaman” diyoruz. Çünkü o kişi “5 dakikaya oradayım” dediğinde herkes biliyor ki bu en az 25 dakikadır.
Bir gün:
“Kaçta geliyorsun?”
“10 dakika sonra.”
“Gerçek 10 dakika mı, senin 10 dakikan mı?”
diye sorduğumuz oldu.
İşte bu küçük şaka bile bir grubun kendi kültürünü oluşturmasıdır.
Kültürün İçinde Saklanan Küçük Günlük Hikâyeler
Bence kültürün en güzel tarafı, büyük laflardan çok küçük detaylarda gizlenmesidir.
İzmir’de bir sabah kahvaltı yaparken masaya gelen çayın yanında sohbetin başlaması neredeyse otomatik bir olaydır. Çay sadece içecek değildir; bazen toplantıdır, bazen terapi seansıdır, bazen de “bir şey konuşacağız ama önce çayımız gelsin” bahanesidir.
Arkadaşlarımdan biri her sorun yaşadığında:
“Bir çay içelim, sonra çözeriz.”
der.
Komik olan şu ki bazen gerçekten çözüyoruz. Bazen de sadece iki saat oturup başka insanların hayatlarını analiz ediyoruz.
“Şu adam neden öyle baktı?”
“Bilmiyorum.”
“Bence kesin bir sebebi var.”
“Abi adam sadece otobüsü kaçırdı.”
Ama insan zihni böyle çalışıyor. Her şeye anlam yüklemeyi seviyoruz. Belki de kültür dediğimiz şey biraz da bu: Dünyayı kendimize göre yorumlama biçimimiz.
Kültür İnsanların Birlikte Yazdığı Büyük Bir Hikâyedir
Bir kültürü oluşturan şey tek bir kişi değildir. Kültür, insanların yıllar boyunca birbirinden etkilenerek oluşturduğu ortak bir hikâyedir.
Düşünün, bir ailede yıllardır yapılan bir yemek tarifi var. Kimse ölçüsünü tam bilmiyor.
“Ne kadar un koyuyorsun?”
“Göz kararı.”
“Ne kadar göz?”
“İşte normal göz.”
Bu cevap mutfak biliminde kabul edilmez belki ama kültürün içinde kabul edilir. Çünkü bazı bilgiler kitapta değil, insanların davranışlarında yaşar.
Büyüklerimizin anlattığı hikâyeler, sokakta duyduğumuz deyimler, çocukken öğrendiğimiz oyunlar hep kültürün parçalarıdır.
Bazen fark etmeden geçmişten gelen şeyleri geleceğe taşırız.
Ben küçükken büyüklerimin kullandığı bazı kelimeleri anlamsız bulurdum. Şimdi arkadaş ortamında aynı kelimeleri kullanırken kendimi yakalıyorum.
İç ses:
“Sen ne ara böyle oldun?”
Cevap:
“Bilmiyorum ama galiba aile büyükleri güncellemesi geldi.”
Kültür Değişir mi, Yoksa Hep Aynı mı Kalır?
Kültür sabit duran bir tablo değildir. Sürekli değişir, gelişir ve bazen komik şekillerde dönüşür.
Eskiden insanlar mektup beklerken şimdi mesajın iki dakika geç gelmesine sinirleniyoruz.
Eskiden komşular kapıya gelip sohbet ederken şimdi apartman grubunda “çöp saatleri” tartışması yapıyoruz.
Dünya değiştikçe kültür de değişiyor.
Mesela eskiden bir arkadaşınıza ulaşmak için ev telefonunu arardınız. Telefona babası çıkınca yaşanan korkuyu hatırlayanlar bilir.
“Merhaba, ben Ahmet’in arkadaşıyım.”
“Ahmet evde yok.”
“Tamam.”
“Ne zaman gelir?”
“Bilmiyorum.”
O an telefonun başında hayatınızın en zor sınavını verirdiniz.
Şimdi ise:
“Online olmuş ama mesajıma bakmıyor.”
diye yeni nesil sorunlarımız var.
İnsan değişiyor, araçlar değişiyor ama temel ihtiyaç aynı kalıyor: iletişim kurmak, bağ kurmak ve kendimizi ait hissetmek.
Kültür Bizi Birbirimize Bağlayan Görünmez Bağdır
Bazen farklı kültürlere baktığımızda sadece farklılıkları görüyoruz. Oysa biraz dikkat edince benzerlikleri de fark ediyoruz.
Başka bir ülkede insanlar farklı yemekler yiyebilir, farklı kıyafetler giyebilir veya farklı selamlaşabilir. Ama herkesin ortak bir noktası vardır: İnsanlar anlam arar.
Bir aile yemeğinde herkesin aynı eski hikâyeyi tekrar tekrar anlatması aslında dünyanın her yerinde vardır.
Bizde:
“Ben size bunu daha önce anlatmış mıydım?”
“Evet.”
“Dur yine anlatayım.”
başlar.
Başka yerde belki farklı cümlelerle yaşanır ama mantık aynıdır.
Çünkü insanlar anılarını paylaşarak bağ kurar.
Kendi Kültürümüzü Fark Etmek
Bence insanın kendi kültürünü anlaması biraz kendini dışarıdan izlemeye benzer.
Mesela arkadaşlarımla otururken bazen fark ediyorum:
Beş kişi aynı anda konuşuyoruz.
Kimse kimseyi dinlemiyor gibi görünüyor.
Ama garip şekilde herkes konuşmanın sonunda ne demek istediğimizi anlıyor.
Dışarıdan biri bunu görse muhtemelen:
“Bunlar nasıl iletişim kuruyor?”
diye düşünür.
Ama bizim için bu normal.
Çünkü kültür biraz da görünmeyen kurallardır. Kimsenin yazmadığı ama herkesin bildiği küçük anlaşmalardır.
Kültürün Komik Tarafları: Hepimizin Garip Alışkanlıkları Var
İnsanlar kültür konuşurken genelde çok ciddi davranıyor. Sanki birazdan eski bir kitap açıp tarihi bir açıklama yapacakmışız gibi.
Ama kabul edelim, hepimizin komik alışkanlıkları var.
Misafir geleceği zaman evin bir anda temizlenmesi mesela.
Normal gün:
“Bu sandalye biraz dağınık durabilir.”
Misafir geleceği gün:
“Bu sandalyenin varlığını bile sorguluyorum.”
Ya da aile içinde yaşanan klasik tartışmalar.
“Televizyonun sesi çok açık.”
“Hayır normal.”
“Normal değil.”
“Sen yaşlandın.”
“Sen saygısız oldun.”
Birkaç dakika sonra herkes birlikte çay içer.
İşte kültür biraz da bu karmaşanın içinde saklıdır.
Supe sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Bir kültür nedir” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!
Bir Kültür Nedir Sorusunun En Samimi Cevabı
Bir kültür nedir diye düşündüğümüzde aslında cevap sadece sözlüklerde bulunan bir tanım değildir.
Kültür; insanların birlikte oluşturduğu yaşam hikâyesidir.
Bir şehrin kokusudur, bir ailenin alışkanlığıdır, arkadaş grubunun anlamsız ama vazgeçilmez şakasıdır. Bazen bir yemek tarifidir, bazen bir şarkının herkesi aynı anda geçmişe götürmesidir.
Kültür bizi birbirimize benzetirken aynı zamanda farklılıklarımızı da ortaya çıkarır.
Benim için kültür, günlük hayatın içinde fark etmeden taşıdığımız küçük izlerdir. Sabah içtiğimiz çaydan, kullandığımız kelimelerden, sevdiğimiz insanlarla kurduğumuz bağlardan oluşur.
Belki de bu yüzden kültürü anlamak için uzaklara gitmeye gerek yoktur.
Bazen bir sokakta yürürken, bir arkadaş sohbetinde veya eski bir aile hikâyesinde karşımıza çıkar.
Çünkü kültür aslında hayatın kendisidir.
Ve hayat da zaten biraz ciddi, biraz komik, biraz karmaşık ama her zaman anlatılmaya değer bir hikâyedir.