Kendim İngilizcesi Ne?
Kendi İngilizcemin seviyesini anlamak bazen tıpkı bir bulmacayı çözmek gibi oluyor. Hani o anı hatırlıyor musunuz, çocukken herhangi bir sınavdan önce bütün sınav sorularının cevabını bildiğinizi düşünürsünüz de, aslında soruların ne kadar zor olduğunu sınav kağıdını açınca fark edersiniz? İşte, ben de bazen böyle hissediyorum. Yıllarca İngilizceyle iç içe yaşadım, ama hep “kendim İngilizcesi ne?” sorusunun cevabını tam olarak bulamadım. Belki de bu yazıyı yazmak, hem kendi dil seviyemi hem de çevremdeki insanların İngilizce seviyeleriyle ilgili olanı biraz daha derinlemesine anlamam için bir fırsat olacak.
Çocuklukta İngilizceye Giriş
Ankara’da büyüdüm, küçükken etrafımda genellikle Türkçe konuşulurdu, ama okullarda İngilizce dersi başladıktan sonra işler değişmeye başladı. İlk İngilizce öğretmenimi hatırlıyorum; o dönemde dilbilgisi kuralları ile boğuştuğumuzu ama çok da keyif almadığımı hatırlıyorum. Çünkü o dönemde İngilizce, sadece okulda öğrenilen ve “ders” olarak kalan bir dil gibiydi. Oysa zamanla bunun öyle olmadığını fark ettim. İngilizce bir yaşam tarzıydı. Zamanla şarkılar, filmler, diziler ve kitaplar İngilizceyi sadece ders olarak değil, yaşamın bir parçası olarak öğrenmeme neden oldu.
Hepimizin yaşadığı bir şeydir bu: Bir dil öğrenirken, kelimeleri, ifadeleri ve dilin yapısını kafamızda kurarız ama bunu dışarıya ne kadar doğru şekilde aktarabiliyoruz? Okulda öğrendiğimiz kurallar ne kadar doğru? Gerçek hayatta bu kurallara ne kadar uymamız gerekiyor?
Kendim İngilizcesi Ne? Nasıl Değerlendiriyorum?
İngilizceye başlamanın en kolay yolu aslında “kendim İngilizcesi ne?” sorusunun cevabını doğru vermek olabilir. Kendi dil seviyemi ne kadar doğru değerlendirebiliyorum? Aşağı yukarı herkesin bildiği dil seviyeleri vardır: A1, A2, B1, B2, C1 ve C2. Peki bu seviyeler ne kadar gerçekçi? Kendimi bir yerde bulabiliyor muyum? Yoksa bu testlerde bana verilen puanlar, aslında sadece birkaç dakika süren bir anlık değerlendirme mi? Yıllardır İngilizceyle uğraşan biri olarak, bu seviyelerin bazen insanı daraltabileceğini düşünüyorum. Ancak, gelin görün ki; en azından belirli bir seviyede bir “ölçek” sunmaları, kişiye öğrenmeye olan bağlılık açısından bir çıta koyabiliyor.
Mesela, benim kendimi en çok “B2” seviyesinde hissettiğim bir dönem vardı. Birçok makale ve kitap okur, yabancı dizileri altyazısız izlerdim. Ama konuşma pratiği biraz eksikti. İş yerimde, global firmalarda çalışan arkadaşlarla konuşurken bazen kelimeleri tam olarak bulamıyordum. Ya da karşımdaki kişi hızlı konuştuğunda, bir süre sonra kayboluyordum. İşte burada, “kendim İngilizcesi ne?” sorusu devreye girdi. En doğru cevabı bulabilmek için biraz daha gerçekçi olmak gerekiyordu.
Verilerle Dil Seviye Analizi
Yapılan araştırmalar, dil öğrenme süreçlerinin ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor. 2022’de yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de İngilizce yeterliliği, büyük oranda okuma ve yazma becerileriyle ölçülüyor, ancak konuşma pratiği genellikle ihmal ediliyor. Bu da aslında çoğu insanın İngilizceyi iyi bildiğini düşünmesine rağmen, gerçek hayatta kendini ifade etmekte zorlanmasına yol açıyor.
İngiltere merkezli bir araştırma kuruluşu, Türklerin %35’inin kendi İngilizce seviyelerini “B2” olarak değerlendirdiğini ancak yalnızca %15’inin gerçekten bir “B2” seviyesinde olduğunu belirlemiş. Yani, çoğumuz kendi İngilizcemizi biraz fazla iyi görüyoruz. Bu da aslında kendimizi değerlendirme noktasındaki eksikliklerimizden biri. Peki, bir dil öğrenme süreci ne kadar karmaşık olabilir?
İngilizce Konuşma Korkusu: “Kendim İngilizcesi Ne?” Sorusu
İngilizce bilmek, özellikle Türk toplumunda genellikle kişinin kendine güven duymasını sağlayacak bir şey olarak görülür. Ancak, daha önce de bahsettiğim gibi, dil seviyesi bir noktada gerçeği yansıtmayabiliyor. Bazen çok iyi bildiğimizi düşündüğümüz dilde, basit bir cümleyi kurarken bile zorlanabiliyoruz. Bu, genellikle konuşma pratiği eksikliğinden kaynaklanıyor.
Bir gün işyerimde, global bir müşteri ile görüşme yapmam gerekti. O an, kelimeler kafamda dönerken, bir türlü doğru şekilde telaffuz edemedim. Duyduğum aksan, kelimeleri hızla söyleme biçimleri, bir anda tüm bildiklerimi unutturdu. O an “kendim İngilizcesi ne?” sorusunun cevabını bir kez daha sorguladım. “B2” seviyesinde olmama rağmen, gerçek dünyada dilin canlı haline ayak uydurmak o kadar da kolay değildi.
İstatistiklere göre, Türkiye’de İngilizce konuşma becerisi, genellikle öğrenilen dilin teorik kısmı ile sınırlı kalıyor. Dil okullarına gidenler ve üniversite eğitimini İngilizce almış kişiler bile, İngilizceyi dışarıda uygulama konusunda zorluk yaşıyor. Gerçekten “kendim İngilizcesi ne?” sorusunun cevabını verebilmek için, dildeki teoriyi pratiğe dökmek, konuşma pratiği yapmak oldukça önemli.
Kendim İngilizcesi Ne? Testler ve Kendini Değerlendirme
Birçok kişi İngilizce seviyesini belirlemek için çeşitli testlere başvurur. Bir dil öğretmeniyle yapılan testler ya da çevrim içi seviye belirleme sınavları genellikle kişinin seviyesini ortaya koyar. Ancak bu testlerin bazen kişinin dil seviyesinin sadece bir yönünü ölçtüğünü unutmamak lazım. Hangi seviyede olursak olalım, dilin sadece bir kurallar bütünü olmadığını, aynı zamanda bir duygu ve düşünce aktarımı olduğunu anlamamız gerekir.
Kendimi en iyi şekilde değerlendirmek için bu testlere başvurdum. Test sonuçlarına göre, şu anda “C1” seviyesindeyim. Ancak bu sonuç, sadece yazılı ve okuma becerilerimi ölçen bir sınavın sonucu. Gerçekten “kendim İngilizcesi ne?” sorusunun cevabını bulmak için daha fazla pratik yapmam gerektiğini fark ettim.
Sonuç Olarak
Sonuç olarak, kendimizi değerlendirme biçimimiz oldukça kişisel bir şey. Yani “kendim İngilizcesi ne?” sorusunun cevabı, ne kadar kitap okuduğumuzla ya da hangi testlerden geçtiğimizle değil, dildeki pratik ve özgüvenle daha çok alakalı. İyi bir dil becerisi, sadece teorik bilgiyle değil, insanlarla yapılan sohbetlerle, gerçek dünya pratikleriyle kazanılır. Bu yüzden kendimize ne kadar dürüst olursak, o kadar doğru seviyeyi keşfetmiş oluruz.
Evet, belki de İngilizceyi ne kadar iyi bildiğimizi öğrenmek, başkalarıyla daha kolay iletişim kurmanın anahtarıdır. Ama asıl mesele, öğrendiğimiz dilin günlük yaşantımıza nasıl girdiği ve içselleştirdiğimizde ne kadar rahat kullandığımızdır.